Anne Frank'ın pek çok hayatına dair yeni bir biyografi
Ruth Franklin'in kaleme aldığı 'The Many Lives of Anne Frank', Anne Frank'ın hayatını, ünlü günlüğünün yayın sürecini ve mirasını incelikli bir bakışla ele alıyor.

Ruth Franklin'in kaleme aldığı 'The Many Lives of Anne Frank', Alman Yahudisi genç bir kızın biyografisinin ötesine geçerek onun ünlü günlüğünün ve mirasının izini sürüyor. Franklin'in Holokost'un en bilinen eserine yaklaşımı, düşündürücü ve okumaya değer bir çalışma sunuyor.
Anne Frank'in Günlüğü, yıllar içinde milyonlarca satıldı ve binlerce öğrenciye okutuldu. Genç kızın ailesiyle birlikte İkinci Dünya Savaşı sırasında saklandığı Amsterdam'daki gizli bölme, her yıl bir milyon turist tarafından ziyaret ediliyor ve ziyaretçiler kanal boyunca uzun kuyruklar oluşturuyor.
Bir klasik biyografinin ötesinde
Kitabın ilk yarısı, Frank ailesinin Almanya'dan Hollanda'ya sürgününe, ardından Prinsengracht'ta bir deponun üstüne saklanmalarına odaklanan klasik bir biyografi sunuyor. Franklin, Frank ailesinin saklanmaya gittiği akşam yağmur yağdığını belirterek hikayeyi canlandırıyor ve Nazi işgali altındaki Yahudilere yönelik devam eden baskınlar hakkında geniş bir bağlam veriyor.
Biyografi, çoğu biyografide olduğu gibi kişinin ölümüyle bitmiyor. Anne Frank, 1945 yılının Mart veya Nisan aylarında Bergen-Belsen toplama kampında, İngiliz ordusunun kampı kurtarmasından yalnızca haftalar önce hayatını kaybetti.
Ancak mirası, savaşın hemen ardından babası Otto Frank'ın düzenlemeleriyle yayımlanan günlüğüyle yaşamaya devam etti. Anne, 1944'te Hollanda eğitim bakanının Alman işgalini belgeleyen günlük ve mektuplara yaptığı çağrıdan ilham alarak günlüğü yeniden yazmış, düşüncelerini ve duygularını yayımlamayı ummuştu.
Günlüğün izinde bir yolculuk
Kitabın ikinci yarısı, günlüğün yayın sürecini ve bir fenomene dönüşerek Anne Frank'ı nasıl efsaneleştirdiğini inceliyor. Franklin, kitabın yayınlanma öyküsündeki detaylara inerek 'otantik' olmanın ne anlama geldiğini sorguluyor.
Anne'in babası Otto, çevrilmiş ve düzenlenmiş bir nüshayı İsviçre'deki akrabalarına gönderir; onlar da eserin yayımlanması konusunda onu teşvik eder. Anne'in iki versiyonunun birleştirilmesi ve Otto'nun düzenlemeleriyle bir taslak oluşur; ancak yayıncı, muhafazakar okuyucuları rahatsız etmemek için bazı bölümlerin çıkarılmasını önerir. Daha kapsamlı ve eleştirel bir basım 1986'da, İngilizce çevirisi ise 1989'da yayımlanır.
İlk Almanca baskıda, Anne'in Almanya'ya yönelik eleştirel bir cümlesi değiştirilir. Anne, saklandıkları yerde 'yalnızca medeni diller konuşulabilir, bu nedenle Almanca değil' yazmışken, bu ifade 'tüm medeni diller konuşulabilir' şeklinde değiştirilir. Anne, ailesi ve diğerleri, bir direniş biçimi olarak ana dilleri Almanca yerine Hollandaca konuşmaya özen göstermişti.
Kitabın bölümleri, Anne'in farklı versiyonlarını betimleyen başlıklar taşıyor ve son bölüm 'Piyon' olarak adlandırılıyor. Franklin, Otto'nun günlüğü 'barış ve hoşgörüyü teşvik etmek' amacıyla yayımladığını ancak kızının ünlülüğünü kontrol edemediğini yazıyor.
Günlüğün ABD'de tiyatro oyununa uyarlanması sırasında sanatsal farklılıklar yaşanması, Anne'in ikonik imajının Güney Afrika apartheid ve ardından İsrail'in Gazze savaşı protestolarında kullanılması, Franklin'in anlatımında okuyucuya genç bir kızın günlüğünün bağlamının nasıl ele alınması gerektiğine dair pek çok soru bırakıyor.
Ödüllü edebiyat eleştirmeni Franklin, daha önce The New Republic dergisinin editörlüğünü yapmıştı. İlk biyografisi 'Shirley Jackson: A Rather Haunted Life' çok sayıda ödül kazanmıştı. 'The Many Lives of Anne Frank', 2025 Los Angeles Times Kitap Ödülleri'nde finalist oldu. Derinlemesine araştırılmış, akıcı bir dille kaleme alınmış ve okuyucuyu düşünmeye sevk eden kitap, Amerikan Kitap Merkezi'nden temin edilebilir.
Bu haber DutchNews.nl kaynağındaki bilgiler derlenerek Hollanda Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Van Gogh'un ünlü otoportresi 1990'dan bu yana ilk kez sergilenecek
Van Gogh'un meşhur otoportresi, 1990'dan bu yana ilk kez bir sergide görülebilecek. Fransız sanat kurumu Vuitton Vakfı, eserin 9 Ekim'den itibaren ziyaret edilebileceğini duyurdu.

Yeni Harry Potter dizisi kitaplara bu kadar sadık olacak
Yeni Harry Potter dizisinin ikinci fragmanı, kitaplardaki sahnelerin dizide yer alacağını gösteriyor. Filmlerde görülmeyen bu sahneler, dizinin kitaplara bağlılığını ortaya koyuyor.

Nazilerin çaldığı Goudstikker tablosu varislerine iade edildi
Nazilerin II. Dünya Savaşı'nda çaldığı Goudstikker koleksiyonuna ait bir tablo, Arjantin'deki bir mahkeme kararıyla koleksiyonerin varisine teslim edildi.

John Galliano, Metropolitan Müzesi'ndeki sergisinden çekildi
Moda dünyasının tartışmalı ismi John Galliano, New York Metropolitan Müzesi'nde açılması planlanan büyük retrospektif sergiden yoğun eleştiriler sonrası çekildi.

