Memleket artık eskisi kadar ucuz değil
Türkiye’ye tatile giden Hollanda’daki Türkler son yıllarda artan fiyatlar ve yine aynı hızla düşen kalite gerçeğini üzülerek görüyorlar.

Türkiye’ye her gidişimizde aynı şeyi yapıyoruz.
Hollanda’dan yola çıkarken kafamızda aşağı yukarı aynı hesap var: “Orada daha rahat ederiz.”
Bir süre sonra bu hesabın eskisi kadar tutmadığını fark ediyoruz.
Markete giriyoruz, fiyatlara bakıyoruz. Bir restorana oturuyoruz, hesabı görünce eskiden verdiğimiz rakamları hatırlıyoruz. Benzin, kira, otel, araba, hatta sahilde bir şezlong… Türkiye’de yıllardır “nasıl olsa daha ucuz” diye düşündüğümüz pek çok şey artık o kadar da ucuz değil.
İnsan bunu ilk başta kabul etmek istemiyor.
Çünkü Türkiye’ye giderken yalnızca bavulumuzu götürmüyoruz. Eski alışkanlıklarımızı da yanımızda götürüyoruz.
Bir zamanlar yüz liraya yaptığımız hesabı bugün aynı rakamla yapmaya çalışıyoruz. Olmuyor.
Gurbetçinin hesabı değişti
Hollanda’da yaşayan Türkler için Türkiye uzun yıllar boyunca başka bir ekonomik denge anlamına geldi.
Burada kazandığımız parayla orada daha rahat yaşadığımızı düşündük. Yaz tatilinde biraz daha fazla harcadık. Ailece dışarı çıktık, akrabalara hediyeler aldık, restoranda hesabı çok düşünmedik.
Bunda yalnızca ekonomik bir neden de yoktu.
Türkiye’ye gidince kendimizi biraz daha cömert hissetmek hoşumuza gidiyordu.
Belki Hollanda’da aylarca hesap yaptığımız bir harcamayı Türkiye’de düşünmeden yapıyorduk. Çünkü zihnimizde hâlâ eski Türkiye vardı.
Oysa Türkiye değişti.
Hollanda’da yaşayan bizler de değiştik.
Artık iki ülkenin fiyatlarını karşılaştırıyoruz
Bugün Türkiye’ye giden bir Türk ailesinin yaptığı hesap eskisinden farklı.
“Burada ne kadar?” diye bakıyor, ardından Hollanda’daki fiyatı düşünüyor.
Bazen Türkiye ucuz geliyor, bazen Hollanda.
Bazen de insan ikisine de pahalı diyor.
Bu karşılaştırma yalnızca fiyatlarla sınırlı değil. Hizmetin kalitesini, çalışma koşullarını, ev fiyatlarını, sağlık hizmetlerini, eğitimi ve hatta boş zamanın değerini de kıyaslıyoruz.
Bir ülkede alıştığımız bir şeyi diğerinde arıyoruz.
Hollanda’da olmayan bir hizmeti Türkiye’de bulunca şaşırıyoruz. Türkiye’de alıştığımız bir kolaylığı Hollanda’da bulamayınca söyleniyoruz.
Sonra Türkiye’de bazı şeylerin neden böyle olmadığını, Hollanda’da bazı şeylerin neden bu kadar zor olduğunu konuşuyoruz.
İki ülke arasında gidip gelen insanın biraz da kaderi bu galiba.
Türkiye’ye gittiğimizde Hollanda’yı, Hollanda’ya döndüğümüzde Türkiye’yi düşünüyoruz
İşin ilginç tarafı, Türkiye’deyken Hollanda’yı özlemeye başlıyoruz.
Hollanda’ya döndüğümüzde de Türkiye aklımıza geliyor.
Türkiye’de birkaç hafta kaldıktan sonra Hollanda’daki düzeni arıyoruz. Trafikten, kalabalıktan, bazı günlük alışkanlıklardan yoruluyoruz.
Sonra uçağa binip Hollanda’ya dönüyoruz.
Bir süre sonra bu kez Türkiye’nin havasını, yemeklerini, insanlarını, aile sofralarını özlüyoruz.
İnsan zamanla şunu anlıyor: Bir yere tamamen ait olamamak kadar, iki yere birden ait olmak da kolay değil.
Çocuklarımızın meselesi daha farklı
Bizim kuşağın Türkiye ile kurduğu bağın önemli bir kısmı hatıralardan oluşuyor.
Çocuklarımız için durum aynı değil.
Onların Türkiye’si bizim anlattığımız Türkiye ile aynı değil. Onlar yaz tatilinde gidiyor, kuzenleriyle birkaç hafta geçiriyor, denize giriyor, dönüyorlar.
Onlar için Türkiye bir çocukluk anısı olabilir.
Bizim içinse çocukluk, gençlik, aile, mahalle, okul ve geçmiş demek.
Bu yüzden bazen çocuklarımızın Türkiye’ye bizim kadar bağlı olmadığını düşünüp üzülüyoruz.
Belki de haksızlık ediyoruz.
Çünkü onların Türkiye ile kurduğu ilişkiyi bizim yaşadığımız hayat üzerinden ölçüyoruz.
Onların bir ayağı burada, diğer ayağı Türkiye’de değil.
Onların hayatı zaten burada başladı.
Türkiye’ye duydukları bağın bizimkiyle aynı olması gerekmiyor.
Memleket kavramı da değişiyor
Birinci kuşak için memleket çoğu zaman köydü, ilçeydi, mahalleydi.
İkinci kuşak için anne babanın memleketiydi.
Bugün ise “memleket” kelimesinin anlamı çok daha dağınık.
Birinin memleketi Konya, yaşadığı yer Rotterdam.
Bir başkasının doğduğu yer Amsterdam, anneannesinin yaşadığı yer İzmir.
Bir diğeri Türkiye’de bir ev satın almış ama yılın büyük bölümünü Hollanda’da geçiriyor.
Hangisi gerçek ev?
Bu sorunun tek bir cevabı yok.
Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.
İnsanın bir tane evi olmak zorunda değil.
Asıl değişen biziz
Türkiye’nin pahalılaşmasından, Hollanda’nın hayat pahalılığından, uçak biletlerinden veya tatil masraflarından konuşuyoruz.
Fakat bütün bunların altında daha büyük bir değişiklik var.
Hollanda’da yaşayan Türk toplumu artık eski Türk toplumu değil.
İlk gelenlerin çocukları büyüdü. Torunları oldu. Bazıları Türkiye’ye dönmeyi hiç düşünmedi. Bazıları Türkiye’de ev aldı. Bazıları iki ülkede birden iş kurdu. Bazıları ise Türkiye ile bağını yalnızca aile ziyaretleriyle sürdürüyor.
Herkesin hikâyesi farklı.
Ama ortak olan bir şey var: Türkiye artık bizim için yalnızca “daha ucuz bir tatil ülkesi” değil.
Hollanda da yalnızca para kazanmak için geldiğimiz ülke değil.
İki ülkenin de hayatımızda başka bir karşılığı var.
Belki de artık “dönmek” diye bir şey yok
İlk kuşağın zihninde bir gün Türkiye’ye dönmek vardı.
Ev yapılacak, emeklilik beklenilecek, çocuklar büyütülecek ve sonunda memlekete gidilecekti.
Hayat çoğu zaman böyle olmadı.
Çocuklar Hollanda’da kaldı. Torunlar burada doğdu. İşler burada kuruldu. Evler burada alındı.
Türkiye’ye dönmek isteyenler de bir süre sonra bunun yalnızca bir ülke değiştirmek olmadığını gördü.
Çünkü insan yıllar içinde alışkanlıklarını da taşıyor.
Hollanda’nın düzenini arıyorsun.
Türkiye’nin sıcaklığını özlüyorsun.
Bir yerde yaşarken diğer yerde kalan hayatını düşünüyorsun.
Belki de bizim neslin asıl hikâyesi tam olarak bu.
Bir yerden başka bir yere taşınmak değil.
İki farklı hayatın arasında kendimize bir yer açmak.
Türkiye artık eskisi kadar ucuz değil.
Hollanda da eskisi kadar kolay değil.
Fakat belki de mesele hiçbir zaman bunlardan biri değildi.
Bizim asıl değişen şeyimiz, “memleket” dediğimiz yerin kendisiydi.
İlgili Haberler

Victoria Beckham'ın moda markası ilk kez kâr etti
Victoria Beckham Holdings'in 2025 yılı cirosu yüzde 15 artışla 129,8 milyon sterline ulaştı. Şirket, kuruluşundan bu yana ilk kez operasyonel kâr elde etti.

Sony ve Warner AI şirketi Anthropic'e telif ihlali davası açtı
Sony Music ve Warner Music, AI şirketi Anthropic'i şarkı sözlerini izinsiz kullanmakla suçlayarak dava açtı.

Hollanda'da 2025 vergi yılı ikramiyeleri için son başvuru tarihi uzatıldı
Hollanda'da altı milyon hane halkı hak sahibi olmasına rağmen her on kişiden biri ikramiye almıyor. Yeni uygulamayla 2025 için başvurular dört ay daha yapılabilecek.

Hollandalıların çoğu yakıt fiyatlarının market alışverişini etkilemesinden endişeli
Yapılan bir araştırmaya göre Hollandalıların yüzde 60'ından fazlası yüksek yakıt fiyatlarının market alışverişini de etkilemesinden endişe duyuyor.

