İzlanda'da AB üyeliği referandumu: Trump etkisi
İzlanda, AB ile üyelik müzakerelerine yeniden başlanıp başlanmaması için referanduma gidiyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik açıklamaları ve artan jeopolitik belirsizlik, tartışmayı alevlendirdi.

İzlanda'da halk, cumartesi günü yapılan referandumla hükümetin Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine yeniden başlayıp başlamaması konusunda oy kullanıyor. Yaklaşık 400 bin nüfuslu ada ülkesinde, AB üyeliği tartışması uzun süredir gündemde. Utrecht kentiyle benzer nüfusa sahip İzlanda'nın en yakın AB ülkesine uzaklığı 1.500 kilometre. Ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve balıkçılığa dayanan ülkenin ordusu bulunmuyor.
İzlanda Üniversitesi'ne bağlı tarihçi Simon Halink, İzlandalılar arasında bu konudaki bölünmüşlüğün büyük olduğunu söylüyor. Konu, 2009'daki mali krizin hemen ardından da gündeme gelmişti. Twente Üniversitesi'nden İzlanda uzmanı Kim Middel, o dönemdeki atmosferi şöyle özetliyor: "AB üyesi olsaydık bir güvence ağımız ve mali desteğimiz olurdu hissi vardı." O dönemdeki sosyal demokrat hükümet Brüksel ile müzakerelere başladı. Middel, "Müzakerelerde 35 başlığın 11'i tamamlanmıştı" diyor. Ancak 2013'teki seçimleri AB karşıtı Bağımsızlık Partisi (Sjálfstæðisflokkurinn) kazandı ve müzakereleri askıya aldı. 2015'te İzlanda aday ülke statüsünü kaybetti.
Uzun süre bir gelişme yaşanmadı. 2024'te Başbakan Kristrún Frostadóttir liderliğindeki sosyal demokratlar seçimi kazandı ve AB yanlısı bir koalisyon kurdu. Frostadóttir, 2027'den önce yeni bir referandum sözü verdi. Ancak bu söz, Donald Trump'ın ABD'de yeniden iktidara gelmesinden önceydi.
Jeopolitik belirsizlik ve Grönland etkisi
Trump'ın Grönland'a yönelik açıklamaları, İzlanda'da da tedirginlik yarattı. Grönland, İzlanda'ya başka hiçbir ülkeden daha yakın konumda. Trump'ın Grönland'ı askeri olarak ele geçirme imalarında bulunurken birkaç kez bunu İzlanda ile karıştırması dikkat çekti. Bu talihsiz sürçmelerin ardından, ABD'nin İzlanda büyükelçisi adayının yaptığı "İzlanda, Grönland'dan sonra ABD'nin 52. eyaleti olabilir" şakası da hoş karşılanmadı.
İzlandalılar artan jeopolitik belirsizlik nedeniyle dünyadaki konumlarını yeniden değerlendiriyor. Middel ve Halink'e göre toplumda geleneksel olarak iki güçlü eğilim var: Bir yanda ülkenin 1944'te bağımsızlığını kazanmasına kadar geçen uzun sömürge dönemi nedeniyle egemenliğe ve kendi kaderini tayin hakkına verilen büyük önem; diğer yanda ise kırılgan ekonomiye sahip küçük bir ülke olmanın getirdiği dışa bağlanma arayışı. Middel, Trump'ın toprak iddialarının, İzlanda çevresindeki sularda artan Rus tehdidinin ve Arktik bölgesindeki güç mücadelesinin bu ikinci duyguyu güçlendirdiğini belirtiyor. "ABD eskiden İzlanda'nın örnek aldığı bir bağımsızlık timsaliydi. Bu artık değişti" diyor.
Referandumda ekonomik argümanlar öne çıkıyor
Referandum, yalnızca müzakerelerin yeniden başlatılmasını öngörse de İzlandalıların çoğu bunu temel bir aidiyet tercihi olarak görüyor. Halink, tartışmanın çok hararetli olduğunu, ancak içerikte ağırlıklı olarak ekonomik argümanların bulunduğunu söylüyor. Karşıtlar, AB'nin tarım ve balıkçılık kurallarının İzlanda'nın kendine özgü balıkçılık kota sistemini bozacağından ve Brüksel'in avlanma miktarını belirleyeceğinden endişe ediyor. Bu konu, 2015'te kesintiye uğrayan müzakerelerin de temel anlaşmazlık noktalarından biriydi.
Destekçiler ise AB üyeliğinin ekonomik faydalarına dikkat çekiyor. Euro'ya geçişin, sık sık yüksek enflasyon yaşayan İzlanda kronuna göre daha istikrarlı ve güçlü bir para birimi sağlayacağı belirtiliyor. İzlanda halihazırda Schengen Bölgesi ve Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) üyesi olduğu için iç pazardan yararlanıyor. Halink, "AEA'da pasif üyesiniz, söz hakkınız yok. AB üyesi olursanız kurallara uymakla kalmaz, kuralları siz de yaparsınız" diyor.
Anketler, destek ve karşıtlığın birbirine çok yakın olduğunu, hafif bir 'evet' üstünlüğü bulunduğunu gösteriyor. Middel, Bağımsızlık Partisi'nin artık referanduma ve hatta müzakerelere açık olmasını tarihi bir gelişme olarak nitelendiriyor. İzlandalılar evet derse, üyelik yolunda uzun bir süreç başlayacak. Balıkçılık ve tarım müzakerelerinin önemli engeller oluşturması bekleniyor. Bu arada destekçiler, "görmek için evet" anlamına gelen 'Já til að sjá' sloganıyla kampanya yürütüyor.
Bu haber NU.nl Algemeen kaynağındaki bilgiler derlenerek Hollanda Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Rusya, Hollandalı bilgi platformu Raam'ı yasaklı kuruluş ilan etti
Rusya, Rusya ve Doğu Avrupa üzerine bilgi paylaşan Hollandalı platform Raam'ı istenmeyen kuruluş ilan etti. Listeye giren ilk Hollandaca yayın organı oldu.

Trump: Nidal Hasan'ın infazı canlı yayınlanmayacak
ABD Başkanı Trump, 2009'da bir askeri üste 13 kişiyi öldüren Nidal Hasan'ın kurşuna dizilerek infazının canlı yayınlanmayacağını duyurdu.

IPCC raporu üzerinden iklim zirvesi öncesi sert kavga
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nde (IPCC) ülkeler, yedinci değerlendirme raporunun 2028'de zamanında çıkıp çıkmayacağı konusunda karşı karşıya geldi.

Starlink kısıtlaması Ukrayna'nın ABD'ye güvenini sarstı
Ukrayna, Starlink'in askeri sürümü Starshield'e erişiminin kısıtlanmasının ardından ABD'ye olan güvenini sorguluyor. Zelenski, kısıtlamanın "bilinçli" olduğunu söyledi.
