Trump ve Cumhuriyetçiler Demokratları komünistlikle suçluyor
Trump, Kasım'daki ara seçimler öncesinde Demokrat Parti'yi komünistlikle suçluyor. Cumhuriyetçiler Demokratları 'kızıl tehlike' olarak göstermeye çalışıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayındaki ara seçimlerde Amerikalıların başka seçeneği olmadığını söylüyor. Trump'a göre Cumhuriyetçilere oy vermek, ülkenin komünist bir partinin eline geçmesini engellemenin tek yolu. Demokrat Parti'yi hedef alan Trump, "Kendilerine sosyalist diyorlar ama aslında komünistler" ifadesini kullanıyor. Cumhuriyetçilerin son dönemde sıkça başvurduğu bir çerçeve bu.
Trump bu hafta bir Cumhuriyetçi kongresinde yaptığı konuşmada komünizm veya komünistler kelimesini tam on beş kez kullandı. Diğer Cumhuriyetçiler de "Bolşevik devrimi" uyarısında bulundu ya da Venezuela ve Küba'daki sol rejimleri kastederek "Sovyetler Birliği, Caracas veya Havana gibi başarısız işçi cennetlerinin sefaleti"ne dikkat çekti.
Söz konusu kongre, seçmenleri ara seçimlerde oy kullanmaya teşvik etmek ve harekete geçirmek için özel olarak düzenlendi. Zira Kongre'nin kontrolü söz konusu. Düşük popülarite oranlarıyla mücadele eden Trump için önümüzdeki iki yıl da gündemini uygulayabilmesi açısından kritik. Bu nedenle mavi Demokratları kızıl tehlike olarak göstermek işine geliyor.
Komünizm korkusunun tarihi
Komünizmin düşman olarak görülmesi Amerika için yeni değil. Komünizm korkusu geçmişte de toplumda derin kök salmıştı. 20. yüzyılın başında ABD'de gerçekten bir komünist parti vardı; hatta iktidarı devirmeyi amaçlayan ve saldırılar düzenleyen bir kanadı bile bulunuyordu. Bu kanadın etkisi sonraları azaldı; ancak komünizm korkusu 1940'ların sonu ve 1950'lerin başında, ABD ile komünist Sovyetler Birliği'nin Soğuk Savaş'ta karşı karşıya gelmesiyle tümüyle geri döndü.
Bu iki dönem "Red Scare" (Kızıl Korku) olarak biliniyor. Georgetown Üniversitesi tarih profesörü ve Amerikan siyaseti uzmanı Michael Kazin, "O dönem kendine komünist diyenler Sovyetler Birliği yanlısı olarak görülüyordu ve bence bu algı doğruydu" diyor. Kazin'e göre bu durum, komünist olan herkesin aynı zamanda Sovyetler Birliği için casus olduğu yönünde bir imaj yarattı.
Kazin, özellikle Senatör Joseph McCarthy'nin Truman'ın Demokrat yönetiminin komünistlerle dolu olduğu imajını çizdiğini, ancak bunun doğru olmadığını belirtiyor. Çoğu zaman akıl dışı olan bu suçlamalar, insanların haksız yere komünist ilan edilmesine ve kariyerlerinin yok olmasına yol açtı. Bu dönem, senatörün adından hareketle "McCarthyizm" olarak anıldı.
Trump'ın hedefindeki 'Demokratik Sosyalistler'
Trump'ın bu kez işaret ettiği kesim, Demokrat Parti içinde kendini "Demokratik Sosyalistler" olarak adlandıran bir akım. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve eski başkan adayı Bernie Sanders da bu akım içinde yer alıyor.
Kazin'e göre bu akım içinde "Çin gibi eski komünist rejimlere sempati duyan çok az kişi var. Bazıları devrimci ve kapitalizmden kurtulmak istiyor, ancak Mamdani gibi çoğu kişi sosyal demokrat olarak nitelendirilebilir."
Kazin, bu akımın istediği şeyin temel ekonomik değişim olduğunu söylüyor: "ABD'nin çok eşitsiz hale geldiğini düşünüyorlar, ülkeyi fazla militarist buluyorlar ve İsrail'e verilen desteğe eleştirel yaklaşıyorlar. Muhafazakar bir Cumhuriyetçi ya da Demokrat iseniz, bu akımın bazı fikirlerinin size hitap etmemesi şaşırtıcı değil." Ancak Kazin'e göre bu kesim, söylendiği gibi bir komünist devrim peşinde değil.
Yine de Trump, seçmenleri buna inandırmaya çalışıyor. Stratejisinin işe yarayıp yaramayacağı Kasım ayında belli olacak. Kapitalist Amerika'da başka bir sisteme yönelik hoşnutsuzluğun genellikle derinlerde yer aldığı belirtiliyor.
Kazin, "ABD tarihsel olarak başarılı bir kapitalist ülke oldu ve bu nedenle Amerikalıların komünizm ve sosyalizmi yabancı bir şeyle ilişkilendirmesini ve bunun Amerika'da yeri olmadığını düşünmesini anlayabiliyorum" diyor.
Bu haber NOS Algemeen kaynağındaki bilgiler derlenerek Hollanda Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Ülkeler İsrail'e yaptırım hazırlığında: Yerleşim planları tepki çekiyor
Giderek daha fazla ülke İsrail'e yaptırım uygulamayı planlıyor. Yasa dışı yerleşimlerin genişlemesi ve yerleşimci şiddeti bunun başlıca nedenleri arasında.

Vanuatu açıklarında feribot battı: 1 ölü, 30 kayıp
Pasifik Okyanusu'ndaki Vanuatu takımadalarında Santo'dan Ambae'ye giden feribot battı. Bir kişi öldü, 30 kişi kayboldu.

Liberya'daki savaşta rolü olan Guus Kouwenhoven hayatını kaybetti
Liberya'daki iç savaşta silah ticareti yapmaktan mahkum olan Hollandalı iş adamı Guus Kouwenhoven, hayatını kaybetti.

İsviçre'de Hollandalı tur otobüsü kaza yaptı: 5 ölü, 40 yaralı
İsviçre'nin doğusunda Hollandalı bir tur otobüsünün kaza yapması sonucu 5 kişi öldü, 40 kişi yaralandı. Yaralılardan üçünün durumu ağır.

