Hollanda’da hayat, Türkiye’den kopmadan da kuruluyor
Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun hikâyesi, ilk kuşağın “bir gün döneriz” düşüncesinden çoktan uzaklaştı. Burada doğan ve büyüyen yeni kuşak için Hollanda hayatın kendisi, Türkiye ise aile, kültür ve geçmişle kurulan güçlü bir bağ.

Hollanda’da yaşayan Türklere “gurbetçi” denildiğinde kimsenin itiraz edeceği yok. Kelime yıllardır kullanılıyor. Fakat bugün bu kelimenin anlattığı hayat, ilk kuşağın hayatından oldukça farklı.
Bunu görmek için çok uzağa gitmeye gerek yok.
Hollanda’da doğmuş bir gencin sabahı burada başlıyor. Okula ya da işe gidiyor, arkadaşlarıyla Hollandaca konuşuyor, akşam eve geldiğinde ailesiyle Türkçe konuşabiliyor. Telefonda Türkiye’deki akrabalarıyla görüşüyor. Yaz tatilinde Türkiye’ye gidiyor. Sonra geri dönüp hayatına Hollanda’da devam ediyor.
Bu hayatın neresine “gurbet” diyeceğiz?
İlk kuşak için cevap daha kolaydı. Türkiye geride bırakılmış bir yerdi, Hollanda ise çalışmak ve para kazanmak için gelinen ülke. Bir gün dönme düşüncesi de vardı.
Aradan yarım asır geçti.
Bugün Hollanda’daki Türk toplumunun önemli bir bölümü için Türkiye’ye dönmek, eski anlamıyla “eve dönmek” değil. Çünkü hayat artık burada kurulmuş durumda.
Türkiye ise hâlâ çok güçlü bir bağın adı.
Gurbet kelimesinin anlamı değişti
Bu durum zaman zaman yanlış anlaşılıyor.
Türkiye’de yaşayanlar Hollanda’daki Türkleri hâlâ Türkiye’den uzakta yaşayan insanlar olarak görüyor. Hollanda’da ise Türk toplumu zaman zaman yalnızca göç ve uyum başlıkları üzerinden değerlendiriliyor.
Oysa hayat bu iki tanımın da çok ötesinde.
Hollanda’da yaşayan Türkler bu ülkenin çalışanları, işverenleri, öğrencileri, doktorları, öğretmenleri ve esnafları. Çocukları burada okuyor, evlerini burada kuruyorlar. Belediyelerde, hastanelerde, üniversitelerde ve şirketlerde görev yapıyorlar.
Aynı insanların Türkiye’de annesi, babası, kardeşi veya başka bir yakını var.
Bir kısmının Türkiye’de evi ya da yatırımı bulunuyor. Bir kısmı iki ülke arasında ticaret yapıyor. Bazıları yılın belli dönemlerini Türkiye’de geçiriyor.
Dolayısıyla ortada birbirinden tamamen kopuk iki hayat yok. İnsanların hayatı iki ülkeye uzanıyor.
Türkiye-Hollanda ilişkisinin görünmeyen tarafı
Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiyi konuşurken de bu tarafı çoğu zaman ihmal ediyoruz.
Ticaret rakamları açıklanıyor, yatırımlar konuşuluyor, bakanlar görüşüyor, yeni anlaşmalar imzalanıyor.
Bunlar elbette önemli.
Fakat iki ülke arasındaki ilişkinin günlük hayattaki karşılığını rakamlarda görmek her zaman mümkün değil.
Rotterdam’da iş yapan bir Türk girişimci, İstanbul’daki şirketiyle birlikte çalışabiliyor. Hollanda’da eğitim alan bir genç, Türkiye’deki bir firmaya danışmanlık verebiliyor. Türkiye’de üretilen bir ürün Hollanda’daki Türk marketinde satılabiliyor.
Bazen de ortada ticari bir ilişki bile yok.
Sadece iki ülkede yaşayan bir aile var.
Amsterdam’daki oğul, Bursa’daki annesini arıyor.
Ankara’daki anne, Rotterdam’daki torununun okulunu soruyor.
Bir tarafta Hollanda’daki hayat, diğer tarafta Türkiye’deki aile.
Bu bağın ekonomik karşılığını ölçmek mümkün olabilir. Fakat aile tarafını bir tabloya koymak kolay değil.
Yeni kuşağın elindeki avantaj
İkinci ve üçüncü kuşakla birlikte başka bir şey daha değişti.
Türkiye ile bağ artık yalnızca geçmişten gelen bir miras değil. Bazı gençler için aynı zamanda bir imkân.
Hollanda’da büyüyen, Hollandaca ve Türkçe bilen, iki ülkenin günlük hayatını tanıyan bir genç düşünün.
Türkiye’de iş yapan bir Hollandalı şirket için bu kişi önemli olabilir. Hollanda’ya açılmak isteyen bir Türk şirketi için de.
Bir ülkenin dilini bilmek başka, o ülkenin insanını ve iş yapma biçimini bilmek başka.
İki tarafı da tanıyan insanların sayısı arttıkça, Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkinin sadece göç geçmişi üzerinden okunması da yetersiz kalıyor.
Önümüzdeki yıllarda bu insanların ne yaptığına daha fazla bakmak gerekecek.
Aynı aile, iki ülke
Ailelerdeki değişim de bunun bir başka göstergesi.
Birinci kuşakta Türkiye'deki aile ile Hollanda’daki hayat arasında ciddi bir mesafe vardı. Haber almak bile bugünkü kadar kolay değildi.
Şimdi ise Türkiye’deki gelişmeler Hollanda’daki evlere birkaç dakika içinde ulaşıyor.
Bir WhatsApp mesajı yeterli.
Bir görüntülü arama yeterli.
Çocuklar Türkiye’deki kuzenleriyle konuşuyor. Büyükler memleketteki akrabalarını takip ediyor. Aileler önemli kararları iki ülkedeki hayatlarını hesaba katarak veriyor.
Bu yüzden “Türkiye mi, Hollanda mı?” sorusu birçok aile için zaten hayatın karşılığı değil.
Türkiye başka bir yerde duruyor, Hollanda başka bir yerde.
İkisinin de yeri var.
Türkiye ve Hollanda değişen gerçeği görmeli
Türkiye'nin Hollanda’daki Türk toplumuna bakışında da, Hollanda'nın bu topluma yaklaşımında da bu değişimin dikkate alınması gerekiyor.
Türkiye açısından mesele artık yalnızca yurtdışında yaşayan vatandaşlara ulaşmak olmamalı.
Hollanda açısından da Türk toplumunu sadece göç ve entegrasyon politikalarının bir başlığı olarak görmek yeterli değil.
Çünkü bugün burada yaşayan gençlerin önemli bir kısmı bu ülkenin içinde yetişti.
Hollanda onların günlük hayatı.
Türkiye ise ailelerinin hikâyesi, kültürü ve geçmişi.
Kimi genç kendisini daha çok Hollandalı hissediyor, kimi Türk kimliğine daha fazla önem veriyor. Kimi iki kimliği de doğal buluyor.
Bunların hiçbirini tek bir kalıba sokmak mümkün değil.
Zaten buna gerek de yok.
Geleceği kim belirleyecek?
Türkiye ile Hollanda arasındaki bağın geleceğini biraz da bu insanlar belirleyecek.
Siyaset değişir. Hükümetler değişir. Ekonomik şartlar değişir.
Ama iki ülkede hayat kurmuş insanların ilişkisi bir seçim döneminde başlayıp bir hükümet değişikliğinde bitmiyor.
Çocuklar büyüyor, üniversiteye gidiyor, iş kuruyor, evleniyor. Bazıları Türkiye’ye dönüyor, bazıları Hollanda’da kalıyor. Bazıları ise iki ülkede birden yaşamaya devam ediyor.
Bu hareketlilik artık hayatın normal bir parçası.
O yüzden Hollanda’daki Türk toplumuna bakarken yalnızca geçmişe bakmak yerine, bundan sonra ne olacağına da bakmak gerekiyor.
Çünkü Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiyi yalnızca Ankara ve Lahey’de alınan kararlar belirlemiyor.
Bu ilişki her gün Rotterdam’daki bir dükkânda, Amsterdam’daki bir evde, Utrecht’teki bir üniversitede, Eindhoven’daki bir iş yerinde yeniden kuruluyor.
Gurbetin ilk yıllarında mesele bir gün geri dönmekti.
Bugün ise milyonlarca insan için mesele, iki ülkeyle aynı anda bağ kurabilmek.
Hollanda’da kurulan hayat Türkiye’yi unutturmuyor. Türkiye ile kurulan bağ da Hollanda’daki hayatı ortadan kaldırmıyor.
Gurbetin değiştiği yer tam olarak burası.
İlgili Haberler

Tjitske, bebekken görmediği kızının hikayesini anlattı
Tjitske Kramer, 17 yaşında evlenmeden hamile kaldığı için hastanede aşağılandı ve yeni doğan kızını hiç göremedi. 60 yıl sonra yaşadıklarını anlattı.

Evlilik dışı doğum yapan 81 yaşındaki kadın kızını hiç göremedi
Rockanje'de yaşayan Tjitske Kramer (81), 17 yaşında evlilik dışı hamile kaldığında doğan kızı Yvonne'yi hiç göremedi. O dönemde yaşadıklarını anlattı.

Fransız festivalinin midyeleri Yerseke'den geliyor
Lille'deki dev bit pazarına yüz binlerce kilo midye, Hollanda'nın Yerseke kasabasından gönderiliyor. Fransızların bu geleneği kendi başlarına sürdürememesi dikkat çekiyor.

İkinci kez özür sonrası kapalı gençlik bakımı köklü şekilde yenilenmeli
Bakan Sterk, kapalı gençlik bakımındaki skandallar için ikinci kez özür diledi. Çocukların korunması gereken yerde zarar görmesi kabul edilemez.

