Suudi Arabistan Husi saldırıları ve ABD'nin çekimserliği arasında sıkıştı
Husiler Riyad ve Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerine saldırdı; ABD askeri destek vermeyi reddederken İran bölgede avantaj kazanıyor.

Husiler cumartesi günü insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı ve Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerini hedef aldı. Bu saldırı, son aylarda yeniden alevlenen çatışmanın tırmanma basamağında yeni bir adım oldu. İsyancı grup daha önce liman kenti Mokka'yı ele geçirmiş ve önemli deniz geçidi Bab el-Mendeb boyunca ilerliyor.
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki mücadele, isyancıların 2014'te Yemen'in büyük bölümünü ele geçirmesiyle başladı. Ancak 2022'deki ateşkesten bu yana durum sakin seyrediyordu. Bu durum geçen temmuz ayında değişti; Suudi Arabistan, Yemen'in başkenti Sana'a'daki bir pisti bombaladı. Ülke, buraya bir Husi heyetinin inmesini engellemek istiyordu.
ABD, son Husi saldırılarına verdiği tepkide "bu askeri çatışmanın hızla tırmanma potansiyeli var" uyarısında bulundu. Ancak Washington, müttefiki Suudi Arabistan'a Husilere karşı askeri destek vermeye yanaşmıyor. Bu durum, birçok kez yardım isteyen Suudi Arabistan için büyük hayal kırıklığı yarattı.
ABD çekimser kalırken İran avantaj elde ediyor
Ortadoğu uzmanı Paul Aarts'a göre Husiler o kadar iyi örgütlenmiş durumda ki yalnızca bombardıman yapmak ciddi bir etki yaratmaz. Aarts, Başkan Donald Trump'ın da bunu fark ettiğini söylüyor. Ayrıca Trump'ın İran'la ilgili işleri zaten yoğun olduğu için bu çatışmada uzak durmayı tercih ediyor. Diğer müttefikler de elle tutulur destek vermeyince Suudi Arabistan tek başına kalıyor.
Küresel ekonomiye etkiler her geçen gün büyüyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla petrol ihracatı ciddi biçimde düştü. Buna bir de Suudi Arabistan'daki Doğu-Batı boru hattının Irak'tan gelen bir saldırıyla hasar görmesi ekleniyor. Bab el-Mendeb üzerinden ihracatın da giderek riskli hale gelmesi dünya ekonomisi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Aarts'a göre Amerikalılar yükselen faiz, enflasyon ve akaryakıt fiyatlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, kasım ara seçimleri öncesinde imajını düzeltmeye çalışan Trump'ın aleyhine işliyor. Askeri müdahalede bulunmak ve savaşa yeni bir cephe eklemek Trump'ın seçmen tabanının hoşuna gitmez. ABD'nin silah kapasitesiyle ilgili de sorunları var. Ancak pompacıdaki yükselen fiyatlara kayıtsız kalmak da Trump için kötü; bu yüzden zor bir ikilemle karşı karşıya.
Ortadoğu uzmanı Gertjan Hoetjes de İran'ın şu anda bölgede üstünlüğü elinde bulundurduğu sonucuna varıyor. Hoetjes'e göre İran, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından faydalanıyor. Önemli bir diğer su yolunun da bir müttefikinin eline geçme tehdidi, İran'ın güç konumunu güçlendiriyor.
Aarts da İran'ın bir süre daha dayanabileceğini, ancak ara seçimlere doğru Trump üzerindeki baskının artacağını ekliyor. Trump'ın çözüm arayışına girmesi gerekiyor ki bu da İran'ın müzakere pozisyonunu güçlendiriyor.
İran'ın çatışmadaki konumu Husiler sayesinde güçlendiği için uluslararası medyada ülkenin isyancı grubun ilerleyişindeki rolü üzerine spekülasyonlar yapılıyor. Ancak iki uzman da bu konuda şüphelerini koruyor. Aarts'a göre bu öncelikle Suudi Arabistan ile Husiler arasında bir çatışma olarak görülmeli. Hoetjes ise isyancı grubun basit bir İran vekili olmadığını, özerk hareket ettiğini belirtiyor.
Hoetjes'e göre bu çatışma Husilerin değil, Suudi Arabistan'ın tırmandırmasıyla alevlendi. Bu nedenle İran tarafından koordine edilmiş gibi görünmüyor. Aarts da İran'ın bundan faydalandığının açık olduğunu ve her şeyin birbirine bağlı olduğunu söylüyor. Ancak İran'ın Husilerle olan çatışmadaki rolünün ne olduğu sorusu hâlâ yanıt bekliyor.
Şu anda hem ABD hem de İran'dan olası yeni saldırılara dair açıklamalar geliyor. Hoetjes'e göre en olumlu sonuç, İran ile ABD'nin bir anlaşmaya varması olurdu. Bu durumda İran konumu nedeniyle ciddi talepler öne sürebilir ve Trump'ın bunlara ne kadar yanaşacağı belirsizliğini koruyor.
Aynı durum Suudi Arabistan ile Husiler için de geçerli. Husiler askeri açıdan güçlü olduğu ve Suudi Arabistan müttefiklerinden destek alamadığı için isyancılar müzakere masasında iyi bir konumda olabilir. Uzmanlara göre Husiler öncelikle Yemen'de daha fazla güç ve yıllarca süren savaş için tazminat peşinde.
Her iki çatışmada da şu anda fazla hareket yok. Amerikan CNN kanalına konuşan çok sayıda kaynak, hem ABD hem de Suudi Arabistan tarafından Husileri geri püskürtmeye yönelik net bir plan bulunmadığını aktarıyor. İsyancıların ilerleyişi aynı zamanda Hürmüz Boğazı'na ilişkin müzakereleri de zorlaştırıyor; çünkü Suudilerin "ya hep ya hiç" yaklaşımı benimsediği belirtiliyor. Buna göre hem Hürmüz Boğazı hem de Bab el-Mendeb açılmalı.
Hoetjes'e göre şimdi umut, ABD ile İran'ın müzakerelere başlaması ve İran'ın Husiler üzerinde yeterli baskı kurabilmesi. Böylece dünya ekonomisi üzerindeki baskı bir miktar azalabilir.
Bu haber NU.nl Algemeen kaynağındaki bilgiler derlenerek Hollanda Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

California valisi 548 ölüm cezasını müebbet hapse çevirdi
California Valisi Gavin Newsom, 529'u erkek 19'u kadın 548 hükümlünün ölüm cezasını müebbet hapse çevirdi. Hükümlülerin erken tahliye hakkı bulunmuyor.

ABD ara seçimlerinde Cumhuriyetçi seçmenler Demokratlara yöneldi
ABD'deki ara seçimlerde Cumhuriyetçi seçmenlerin önemli bir bölümü Demokrat Parti'ye geçti. En büyük değişim genç, erkek, Latino ve lise mezunu seçmenlerde görüldü.

Avrupa'da uçaklara yönelik sahte bomba ihbarları arttı
Perşembe sabahı Roma ve Prag'a giden uçuşlar dahil çok sayıda uçağa sahte bomba ihbarı yapıldı. NCTV, ihbarların sıklaşmasını dikkatle izliyor.

Paraguay Devlet Başkanı Peña görevinden istifa etti
Paraguay Devlet Başkanı Santiago Peña, ülkedeki mali ve siyasi kriz ile kitlesel protestoların ardından görevinden ayrıldığını açıkladı.

