Küresel piyasalarda devlet tahvili faizleri tırmanıyor
ABD'den Avrupa'ya devlet borçlanma maliyetleri hızla artarken, ekonomistler yeni bir kriz çıkıp çıkmayacağını tartışıyor.

ABD'den İngiltere'ye, Fransa'dan Almanya ve Hollanda'ya kadar birçok ülkede devlet tahvili faizleri son aylarda istikrarlı biçimde yükseliyor. Fransa ve İngiltere'de faizler, 2008 kredi krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşmış durumda. Ekonomistler bu yükselişin yeni bir krize yol açıp açmayacağı konusunda temkinli.
Özellikle bu hafta uluslararası piyasalarda devlet tahvili faizlerinde belirgin bir artış yaşandı. Bu artışın, ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin yeniden alevlenmesiyle başladığını belirten Rabobank ekonomisti Stefan Koopman, petrol fiyatlarının yeniden 95 doların üzerine çıktığını ve bunun fiyat artışlarına ilişkin endişeleri güçlendirdiğini söyledi.
ABD'nin borç yükü piyasaları tedirgin ediyor
Uluslararası borç verenlerin en büyük endişe kaynağı ABD. Ülkenin 40 trilyon dolara (40.000 milyar dolar) ulaşan devlet borcu ve Trump yönetiminin harcamalarına devam etmesi, borcun geri ödenip ödenmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. ABD ekonomisi hâlâ nispeten iyi durumda ve işsizlik oranı düşük olsa da, para piyasaları daha yüksek faiz talep ediyor. On yıllık ABD devlet tahvilinin faizi bu hafta yüzde 5'e doğru ilerliyor; bu seviye en son 2007'deki kredi krizinin arifesinde görülmüştü.
Bu yükselişin Avrupa ülkelerine de yansıdığını belirten Koopman, ABD'nin devlet tahvilleri için en büyük pazar olduğunu söyledi. Koopman, orada yaşanan sıkıntıların Avrupa'ya da yansıdığını, özellikle İngiltere ve Fransa'da bu etkinin daha belirgin olduğunu aktardı. Avrupa'da artan bütçe açıkları ve yükselen borçlar da ülkelere yönelik endişeleri büyütüyor.
ABN Amro Başekonomisti Nick Kounis, 'Bir numaralı endişe Fransa' diyor. Fransa'nın son yıllarda devlet borcunu azaltmaya çalıştığını ancak faiz maliyetlerindeki artış nedeniyle bunu başaramadığını vurgulayan Kounis, 'Bu çok endişe verici; yerinde sayıyorsunuz' dedi. Fransa'da gelecek yıl yapılacak seçimler öncesindeki siyasi belirsizlik faizleri daha da yukarı itiyor. Cumhurbaşkanı Macron'un parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesi, karar alma süreçlerini zorlaştırıyor.
İngiltere ve Avrupa da risk altında
İkinci sorunlu ülke olarak görülen İngiltere'de yeni Başbakan Burnham'ın gelecek ay sonunda yeni bir bütçe sunması bekleniyor. Ekonomist Stefan Koopman, Burnham'ın büyük yatırımlar duyurmak istediğini ancak bunu nasıl finanse edeceğinin önemli bir sorun olduğunu, aslında kemer sıkma politikası izlemesi gerektiğini ifade etti.
Fransa ve İngiltere'ye yönelik endişeler, Almanya ve Hollanda gibi diğer Avrupa ülkelerine de yayılıyor. Koopman, finansal piyasaların kötü haberlere karşı giderek daha duyarlı hale geldiğini ve ülkeler arasındaki farkların azaldığına dikkat çekiyor: 'Eskiden ülkeler arasında ayrım yapılıyordu. Artık her ülke bağımsız bir ada değil.
Bu durum, kredi krizinin başlangıcını andırıyor. O dönemde de yüksek faizler diğer ülkelere sıçramıştı. Şimdi de artan bütçe riskleri ve yükselen enflasyon nedeniyle benzer bir tablo görülüyor.
Merkez bankalarının politikaları da devlet tahvili faizlerini etkiliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB), kredi krizi sırasında devlet tahvili alım programıyla piyasalara destek olmuştu. Bu programın sona ermesiyle piyasadaki en büyük alıcılardan biri ortadan kalktı. Ayrıca önümüzdeki hafta enflasyonu kontrol altına almak için faiz artışı bekleniyor. Bu da devlet tahvili faizlerine yansıyor.
Kounis, kredi kriziyle şimdiki durum arasındaki farka dikkat çekiyor: '2008'de özel sektörün borcu çok yüksekti, devlet borçları nispeten iyi durumdaydı. Şimdi ise devletlerin borcu yüksek ve artan faiz doğrudan bütçe açıklarına yansıyor.'
Ama her iki ekonomist de bu durumun doğrudan yeni bir krize yol açmayabileceğini vurguluyor. Orta Doğu'daki altı aylık savaşa rağmen küresel ekonominin beklentilerden iyi gittiğini belirten Koopman'a göre, finansal piyasalardaki baskı bazen hükümetleri zorunlu kararlar almaya itiyor.
Kounis ise şu değerlendirmeyi yapıyor: 'Faizler çok yükselirse, hükümetler için zor kararlar almak siyasi olarak daha kabul edilebilir hale gelir. Çünkü alternatif daha kötüdür. Yüksek faizlerin bütçe için gerçek bir sorun olduğu konusunda toplumsal bir kabul oluşursa, genellikle popüler olmayan bu kararları almak kolaylaşır.'
Bu haber NOS Algemeen kaynağındaki bilgiler derlenerek Hollanda Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Hollanda limanlarında grev başladı
Hollanda'daki tüm limanlarda 24 saatlik grev nedeniyle yükleme ve boşaltma yapılamıyor. Liman işletmecisi API ile sendika arasındaki anlaşmazlık sürüyor.

Hollanda'da kiralık konutlar yine zamlandı, artış son iki yılın altında
Hollanda'da kiralık konutlar temmuzda geçen yıla göre ortalama yüzde 4,4 zamlandı. Artış, son iki yıla göre daha düşük gerçekleşti.

Hollanda'da karayolu taşıtlarının CO2 emisyonu ilk kez düştü
CBS verilerine göre, 2025'te Hollanda'da karayolu trafiğinden kaynaklanan CO2 emisyonu, korona krizi dışında son on yılın en düşük seviyesine geriledi.

AB emisyon kurallarının gevşetilmesi sanayiyi zor durumda bırakacak
Avrupa Komisyonu'nun önerisiyle AB ülkelerindeki şirketler CO2 emisyonlarını azaltmaya daha az yatırım yapacak ve toplam emisyonlar yüzde 33 artacak.
